Kekemelik ve Buzdağının Altı: Terapide Hedefimiz Neden Değişti?
- uzmanyaninda
- 28 Nis
- 3 dakikada okunur
Merhaba Değerli Ebeveynler,
Kekemeliği olan bir çocuğun anne ya da babasıysanız, muhtemelen en büyük hayaliniz onun takılmadan, su gibi akan cümlelerle konuştuğunu duymaktır. Bir kelimeye takıldığında yaşadığınız o iç sızısını, onun o kelimeyi çıkarmak için verdiği çabayı izlerken hissettiğiniz çaresizliği ya da "Acaba arkadaşları arasında mahcup olur mu?" diye kurduğunuz kaygılı cümleleri çok iyi biliyoruz.
Bugün sizlere anlatacağımız yeni bakış açısı, sadece kâğıt üzerindeki teorik bir çalışmanın ürünü değil. Bu yaklaşımın temelini oluşturan paneldeki altı uzman; hem bu alanda akademik kariyer yapmış profesyoneller hem de kendileri de kekeme olan bireyler. Çocukluklarında "düzeltilmeye" çalışılan o yollardan bizzat geçmiş, bugün ise dünyadaki kekemelik anlayışını kökten değiştirmek için kolları sıvamış isimler.
Eskiden Ne Yapılırdı, Bugün Ne Değişiyor?
Eskiden kekemelik terapisi dendiğinde akla hemen "kekemeliği yok etmek" veya "tamamen akıcı konuşmak" gelirdi. Çocuklara derin nefes almaları, tane tane konuşmaları söylenir; adeta bozulmuş bir makineyi tamir eder gibi sadece "konuşmayı düzeltmeye" odaklanılırdı.
Ancak son yıllarda bilim dünyasında çok kıymetli bir değişim yaşanıyor. Artık hedefimiz sadece "akıcılık" değil; çocuğun kendine güvenen, sosyal ortamlardan kaçmayan ve en önemlisi korkmadan, özgürce konuşan bir birey olması.
Aynı Yollardan Geçen Uzmanların Kalbe Dokunan Hikâyeleri
Söz konusu uzmanların hikâyeleri, aslında bugün birçok çocuğun geçtiği yollardan izler taşıyor:
İçlerinden biri, okul yıllarında kekelemediği her an için şekerle ödüllendirildiğini anlatıyor. Bu, çocuk zihninde "Kekelersem yanlış yaparım ve ödülü hak etmem" fikrini doğuran çok ağır bir psikolojik yük.
Bir diğeri, çocukken her takıldığında "Dur ve nefes al" komutunu aldığını, bu yüzden doğal konuşmak yerine sürekli nefesini tutup kelimeleri adeta dışarı fırlatmaya çalıştığını paylaşıyor.
Bir başkası ise saatlerce bilgisayar ekranı karşısında konuşturulduğunu; kelimeyi akıcı söylerse yeşil, takılırsa kırmızı ışık yandığı o stresli günleri hatırlıyor.
Bugün hepsi aynı ortak paydada buluşuyor: "Bizi asıl özgürleştiren şey akıcı konuşmaya zorlanmak değil, kekemeliğimizle barışıp sesimizi dünyaya duyurma cesareti kazanmak oldu."
Kekemelik: Buzdağının Sadece Görünen Kısmı
Yıllarca "derin nefes al", "yavaş konuş" gibi tekniklerle buzdağının sadece suyun üstünde kalan kısmına, yani görünen takılmalara odaklanıldı. Oysa kekemelik, suyun altında kalan o devasa kısımda utanç, korku ve "Ya konuşamazsam?" kaygısını barındırır.
Modern terapilerde artık sadece takılmaları hedef almıyoruz; buzdağının altındaki o ağır duygusal yükü hafifletmeyi amaçlıyoruz. Çünkü biliyoruz ki:
Sadece tekniğe odaklanmak, çocukta "Konuşmam yanlış, bunu saklamalıyım" fikrini körüklüyor.
Akıcılık baskısı; kaygı, utanç ve sosyal ortamlardan kaçınma duygularını besliyor.
"Hata yapıyorum" düşüncesi, korku ve gerginliği daha da büyütüyor.
Çocuğunuz takılmamak için sürekli kullanacağı kelimeleri değiştiriyor veya konuşmaktan tamamen vazgeçiyorsa, dışarıdan 'akıcı' görünse bile zihninde çok büyük ve yorucu bir savaş veriyordur.
Yeni Yaklaşım: Barışmak ve Özgürleşmek
Terapide önceliğimiz artık çocuğun omuzlarındaki yükü almak:
Kekemelikle Barışmak: Amaç "hatasız konuşma" değil, özgüvenli bir iletişimdir.
İletişim Becerilerine Odaklanmak: Göz teması kurabilmek, kendini savunabilmek ve duygularını ifade edebilmek, akıcı konuşmaktan çok daha hayatidir.
Akran Desteği: Kendisi gibi kekeme olan biriyle tanışmak, "Yalnız değilim" hissiyle çocuğun dünyasını değiştirir.
Bireysel Savunuculuk: Çocuğa çevresindekilere 'Ben kekeliyorum ve söyleyeceğimi bitirmem için bana biraz zaman vermelisin' diyebilme gücünü kazandırmak, ona verilebilecek en büyük özgürlüktür.

Yaş Gruplarına Göre Yol Haritamız
Küçük Çocuklarda: Utanç duygusu henüz yerleşmeden destek veriyoruz. Kekemeliği basitçe anlatıyor ve çocuğun "konuştuğu için" değil, "konuşma cesareti" için değerli olduğunu hissettiriyoruz.
Gençlerde: Sosyal baskının tavan yaptığı bu dönemde; sunum yapabilme, arkadaş edinebilme ve kendini ifade etme gücüne odaklanıyoruz.
Yetişkinlerde: Geçmişten gelen duygusal tortuları temizlemek ve iş hayatında özgüven kazanmak önceliğimiz oluyor.
Uzman Yanında Olarak Biz Ne Yapıyoruz?
Ankara Çankaya’daki merkezimizde, kekemeliği sadece motor bir konuşma sorunu olarak görmüyoruz. Uzmanların da vurguladığı o "bütüncül" bakış açısıyla; çocukların sadece nasıl konuştuklarıyla değil, neler hissettikleriyle de yakından ilgileniyoruz.
Ebeveynler olarak unutmayın: Çocuğunuza "Akıcı olmalısın" baskısı yapmak yerine, "Bizimle paylaştığın her şey, konuşma biçiminden bağımsız olarak çok değerli" mesajını vermeniz, onun hayatındaki en büyük dönüm noktası olacaktır.
Her büyük konuşma, özgürce atılan küçük adımlarla başlar. Çocuğunuzun sesini birlikte güçlendirelim.
Bu yazı, Irani ve ark. (2025) tarafından yayınlanan "Reimagining stuttering therapy and outcomes through an acceptance and collaborative lens" isimli makaledeki güncel uzman görüşleri temel alınarak hazırlanmıştır.
Yorumlar